08 Nisan 2009 Çarşamba
Göç ve İltica Suç Değildir!

“Kendi ülkelerindeki hak ihlallerinden, savaşlardan, açlıktan ve zulümden kaçan insanlar, çok tehlikeli ve sonu belirsiz bir yolculuğa çıkar. Onlar güvenli olduğunu varsaydıkları coğrafyaya giden bu acılı yolda ülkelerini, bütün ekonomik birikimlerini ve sevdiklerini arkada bırakır; belleklerini, onurlarını ve haklarını değil. GÖÇ VE İLTİCA SUÇ DEĞİLDİR. HEPİMİZ AYNI KAYIKTAYIZ.”
http://kayiki.net
16 Şubat 2009 Pazartesi
14 Ocak 2009 - BMMYK Mülteci Koordinasyon Toplantısı
*Dileyenlerle toplantının raporunu paylaşabiliriz.
14 Aralık 2008 Pazar
19 Aralık 2008 Mülteci Konulu Film Gösterimi
Mülteci Evi Ziyareti
7 Kasım Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Toplantısı

14:00 Açılış Konuşması (Ahmet Güder)
Toplantıya herkesin kendisini tanıtması ile başlandı. Toplantıda bir çok farklı gençlik örgütü ve STK’ların yanı sıra mülteciler üzerine akademik çalışma yapan yüksek lisans öğrencileri de hazır bulunuyorlardı. Toplam katılımcı sayısı BMMYK üyeleri ile birlikte 25 kadardı. Toplantı Tiflis Caddesi, Sancak Mahallesi, BMMYK binasının 4. katında gerçekleştirildi. En son olarak Ahmet Gürder kendisini tanıttı. 19 senedir BMMYK bünyesinde mülteci sorunu üzerine çalıştığını belirtti. Bu açılış ve tanışma konuşmalarından sonra “Temel Kavramlar” üzerine yoğunlaşıldı.
14:15-14:45 Temel Kavramlar (“Mülteci” Kimdir?) / Yasal Çerçeve (Şirin Türkay)
Toplantıya çok çeşitli sahalardan katılan katılımcılara konuyla ilgili temel kavramlar sunuldu.
- Uluslararası Koruma: Uluslararsı Koruma geçici bir çözüm olmakla birlikte güvenliğe ulaşmak ve temel insan haklarından faydalanmak adına uluslararası platformda çeşitli ülkeler tarafından zorunluluğu 20. yüzyılın başından beri hissedilen bir mevzu. Devletin ulusal korumasından faydalanamayan yurttaşlar başka ülkelere iltica etmek zorunda kalıyorlar. Geçici ve gerçek çözüm ise bireyin kendi ülkesinde ulusal korumadan faydalanması olarak öne çıkmakta.
- 1951 Konvansiyonu: Bu bağlamda Türkiye’nin de içinde bulunduğu 26 ülkeden oluşan üye ülkeler 1951 Konvansiyonu’nu hazırlarlar. Türkiye bu oluşumu taslak aşamasından beri takip edebilmiş ve yönlendirmelerde bulunabilmiş bir ülke. 1951 Konvansiyonu’nun 2 önemli özelliği mevcut:
o Zaman Kısıtlaması: 1951 öncesi olayları kapsar ve zaman limiti söz konusudur. 1951 öncesi olmuş olayların sonuçlarını ve o güne iz düşümleri ile ilgilenir.
o Coğrafi Kısıtlama: Sadece Avrupa devletleri arasındaki göç ve iltica vakalarını inceler ve kapsar. Avrupa dışından gelen göçmenlere koruma ve insani destek sunmaz.
Türkiye bir çok Avrupa ülkesi gibi bu konvansiyonu kabul etmiştir. Yalnız 1951’in belirtilen kısıtlamalarından doğan aksaklık ve sorunlardan ötürü devletler 1967 yılında mülteci sorunu konusunu tekrardan bir karara bağlarlar.
- 1967 Protokolü: 1967 Protokolü ile mülteci sorunu bir kez daha masaya yatırılır ve 1951’in kısıtlamalarının kaldırılmasına karar verilir. Buna göre 1967 artık zaman kısıtlaması getirmeyecek ve antlaşma sonrası da oluşan göç hareketleri ile ilgilenecek ve imzalayan ülkeler üzerinde bağlayıcı rolü olacaktır. Türkiye’de eş zamanlı olarak zaman kısıtlamasını kaldırır. Ancak coğrafi kısıtlamalar konusu çeşitli çekincelerinden ötürü Türkiye, Madagaskar ve Monako Cumhuriyeti tarafından kaldırılmaz. Türkiye her iki görüşmede de olmasına rağmen (1951 ve 1967) hala coğrafi kısıtlama hakkını elinde bulunduran bu 3 ülke arasında yer almaktadır.
- Mülteci Kimdir? Mülteci, geçerli korkularından dolayı menşei ülkesinde ikamet edemeyen kişilere denmekte. Bu korkular çeşitli alt sınıflarda incelenebilinir:
o Irk kaynaklı duyulan
o Din kaynaklı duyulan
o Milliyet kaynaklı duyulan
o Herhangi bir toplumsal gruba karşı duyulan korkular olmak üzere.
- Kimler Mülteci Olamazlar? Herhangi bir ülkenin himayesinden yararlananlar ve uluslararası himayeye layık olmayan, yüz kızartıcı suçlar işlemişler mültecilik statüsüne ulaşamazlar. Gene kötü ekonomik nedenlerden kaçanlar da mülteci değillerdir.
- Mültecilik Statüsü Nasıl Sona Erer? Mültecilik statüsü aşağıda belirtilen durumlar sağlandığı an sona ermektedir.
o Geri Dönme: İltica etmiş olan birey, ülkesine geri döndüğü an mültecilik statüsü de bitmiş olur. BMMYK ve diğer mülteci sorunu ile ilgilenen kuruluşların en sağlıklı olarak nitelendirdikleri bireylerin psikolojik travma tamiri bu şekilde meydana gelmektedir. Ne yazık ki günümüzde mültecilerin çok çok azı bu şekilde ülkelerine geri dönüş yapabilmekteler. Savaş, iç çatışma ve kaosun devam ettiği ülkeler için pek de gerçekci bir mülteci sorunu çözümü olarak duramamakta.
o Ülkesindeki Korkular Bitmişse: Mülteci ülkesine geri dönsün dönmesin, iltica ederken öne sürdüğü yerli korkuları ve güvenlik boşlukları kendi ülkesinde ikna edici ölçüde son bulursa, mültecilik hakkını kaybedecektir.
o Yeni Vatandaşlık Hakkı Kazananlar: İltica ettiği ülke, ya da bir 3. ülke tarafından vatandaşlık hakkı tanınan mülteciler de gene mültecilik statülerini kaybederler.
- Mülteciler ASLA AMA ASLA Ülkelerine Geri Gönderilmeyecekler: 1951 ve 1967 sözleşmelerine göre sığınmacı olarak 2. bir ülkeye ayak basan kimseler, bu 2. ülke tarafından geçerli korkularının devam ettiği kendi ülkelerine geri gönderilmeyecekler. Bu durum sınırlarda yasadışı giriş esnasında yakalansalar, 2. ülkeye zorla giriş yapmış olsalar dahi geçerlidir. Ne yazık ki AB ile olan ilişkilerin zayıflamaya ve uluslararası politikada daha içe dönükleşmeye başlanılan 2005 senesinden beri Türkiye bu maddeyi çok da yürürlüğe koyamamaktadır.
- Yasadışı Giriş: Mülteciler yasadışı giriş yapmış olmaları durumda gecikmeden yetkili makamlara başvurup geçerli nedenlere dayanan korkularını meşrulaştırmalıdırlar. Bu sayede herhangi bir kimlik veya yasal belge taşımalarına gerek kalmaksızın yasadışı geçiş izni almaya hak kazanabilmektedirler.
- Sınırdışı Edilme Terbiyesi: Sınırdışı edilme durumu kesinlikle ama kesinlikle geçerli nedenlere bağlanmalı ve yasal bir süreç sonucunda olmalıdır. Mülteciyi barındıran ülke keyfi olarak mülteciyi sınırdışı etmemelidir. Her ne kadar –meli, -malı ekleri kullanılsa da Türkiye yine bu önemli konuyu da göz ardı etmektedir. Hukuki sürecin sonucunda sınırdışı edilmesine karar verilen mülteci hakkında ivedilikle değil tam tersine hazırlanması için makul bir süre tanınarak işlemlerine devam edilmelidir.
- Mülteci Hakları Nelerdir? İltica eden birey, mülteci statüsünü kazandıktan sonra şu haklara tabidir:
o Ayrımcılığa son: Çok genel bir şekilde sunumlarda anlatılmakla birlikte, mültecinin hiç bir şekilde ayrımcılığa maruz
bırakılmaması nasihatlenmektedir.o Dini vecibelerde hürriyet: Mültecinin dini yükümlülük ve isteklerini hürce göç ettiği ülkede yaşatma ve sürdürme hakkı mevcuttur.
o İlköğretim okullarına kayıt: Mülteci çocukların göç edilen ülkede ilk öğretimlerine devam etme hakları vardır.
o Hukuki mercilere başvuru hakkı: Mülteciler de konuk oldukları ülkenin yasal organlarını o ülkenin diğer vatandaşlarının kullandığı ölçüde hür ve özgürce kullanabilirler.
o İstihdam ve İskan hakkı: Mültecilerin de mal, mülk edinme, konaklama, yerleşme, düzenli maaş getirebilecek iş bulma hakları vardır.
- Mülteciler için bu sayılan hakların temininden, gözetim ve korunmasından ev sahibi hükümet sorumludur. Türkiye için ise daha değişik bir durum söz konusudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti coğrafi kısıtlama ile ilgili çekincesini koruyaraktan bu mesuliyeti tamamen BMMYK’ya bırakmıştır. Türkiye bir ara geçiş ülkesi kimliğini koruduğundan ötürü BMMYK başvuruları 3. ülkelere yönlendirebilmektedir. BMMYK’nın üzerine koyulan bu ağır yük de Washington D.C.’de (UNHCR Headquarters) BMMYK’nın 6 çalışanı olmasına rağmen bu rakamın Türkiye’de 90 kadar çıkması gibi tezat durumları doğurmuştur. Mülteci sorununa gerçekci atılımlar ancak devletlerin elinde bulundurdukları gerçekçi fonlar ile mümkün olabilmektedir. BMMYK Türkiye Masası’nın kısıtlı bütce ve olanakları ile böyle bir role soyunması beklenemez.
- BMMYK’nın fon temini: BMMYK’ya mali desteğin çoğu gönüllü bağışlardan gelmektedir. BM’nin ayırdıkları toplam gelirlerin ancak %2’si kadarını oluşturmaktadır. %98 gönüllü bağışlar sayesinde toplanmakta olup, başlıca bağışlar ülkelerden gelmektedir, aynı zamanda bireyler de bağışlarda bulunmaktadırlar.
- Türkiye’nin tutumu: Türkiye hem 1951’e hem de 1967’ye taraf ülkelerden birisidir. 1958’den beri de BMMYK’nın Yürütme Komitesi’nde yer almaktadır. 1951’in taslağını oluşturan 26 ülkenin içindedir. Buna rağmen coğrafi kısıtlamaları kaldırmamaktadır. Türkiye için bu kısıtlamaların kaldırılması teklifi Avrupa Birliği’ne entegrasyon çabası içerisinde 24. (? emin değilim) fasılın tartışılmaya açılması ile gündeme taşınmıştır. Türkiye 2012 gibi bir tarih için bahsi geçen limitasyonları kaldırmayı vaad etmiştir. AB bu geçiş döneminde Türkiye’ye yardım etmektedir. Hali hazırda Türkiye’nin AB’den aldığı fonların çok büyük bir bölümü iltica konusunu ilgilendirmektedir.
- Türkiye’de BMMYK’nın amaçları: Türkiye BMMYK şubesinin çabaları 3 ana başlık altında toplanabilinir:
o Ulusal İltica Sistemini kuvvetlendirme
o Avrupa dışından gelenler için bir nasihat ve öğüt verme kurumu. Bunun yanında kısıtlı yardımlar da yapılmaktadır sığınmacılara.
o Sığınmacılara 3. ülkeye geçişler için kolaylıklar sunmak.
- Terimler karmaşası (Mülteci-Sığınmacı-Göçmen): Avrupa’dan gelen göçmenler direk İç İşleri Bakanlığı’na başvurarak, haklı görülen korkuları ışığında Türkiye’de mültecilik statüsünü kazanabilmektelerdir. Avrupa dışından
benzer korkular ile iltica eden bireyler ise şimdilik toplu halde sığınmacı olarak adlandırılırken derhal İç İşleri’ne kayıt yaptırmakla sorumludurlar. Sığınmacının, BMMYK’ya başvurduğunda eve dönüş çekincelerini temellendirebilmesi beklenmektedir. 1-2 seneye yayılan gerekli belgelerin temini ve kırtasiyeciliği sonunda başvuru yapanların bir kısmı (çok az bir kısmı) 3. bir ülkeye yönlendirilmek suretiyle mülteci statüsü kazanabilmektedirler. Yasadışı göç ve insan ticareti bu açıklardan beslenmektedir.
14:45-15:10 Sığınmacı ve Mültecilerin Türkiye’deki Durumu (Ahmet Güder)
Toplantı daha çok sohbet havasındaydı. Konuşma boyunca Şirin Hanım’ın konuşmasının sonunda da değindiği üzere aslında muhatabı olduğumuz kimselerin çok çok azının projemizin hedef kitlelerinden biri olarak tanımladığımız mülteci tarifine Türkiye’de hukuken uyabildiklerini fark ettik. Bizim için meşru korkularının varlığına ve vicdanımızın belirlediği mülteci tanımına uymalarına rağmen projemizin bu yarı legal sığınmacılar ile uğraştığı izlenimini edindik.
- Ahmet Bey bizlere bir ev ödevi vererek konuşmasına başladı. Sorular iltica etmek zorunda bırakılan bir bireyin yaşadıklarını gözümüzde canlandırıp, onun yerine kendimizi bir an bile olsa koyabilmemiz adına anlamlıydı:
o Bu akşam ülkenizi terk edeceksiniz ve yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?
o 3 adet telefon görüşmesi hakkınız var bu alelacele ayrılış öncesinde, kimleri arardınız?
o 1 kişiyi görebileceksiniz, o da belki... Kimi görmek isterdiniz?
- Ahmet Bey empati yeteneğimizi zorlayan konuşmasına pilot şehirlerde yaşamın güçlüğünden bahsederek devam etti. Hepimizin Türkiye’de yaşarken olası korku ve endişelerinin belki 100 katla çarpılması gerekliliğini öne sürdü bir sığınmacının ruh halini anlayabilmemiz adına. Türkiye’nin en mutaasıp kesmini barındıran ve en kısır iş olanaklarını sunan İç Anadolu Bölgesi’nin pilot şehirleri kapsayan başlıca yöre olarak tayin edilmesinin manidarlığını paylaştı.
- Problemin kökeninde ev sahibi hükümetin mülteciler için temel ihtiyaçları karşılamada gönülsüz kalmasının yattığını, herşeyin AB ve BMMYK’dan beklendiğini ekledi. Okul ve sağlık gibi temel ihtiyaçların kısıtlı bütçesi ile BMMYK tarafından karşılanamayacağını hatırlattı.
- Ahmet Bey Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mülteci politikalarına olan eleştirilerini devam ettirdi. Manevi bağları yüksek, sokakta aç adam barındırmayan ve sosyal, hukuk devleti olarak kendisini gören Türkiye’nin konuk ettiği 14.000 tane mülteci ile ilgilenmeye yanaşmamasının pek de anlaşılır bir şey olmadığını söyledi.
- Bu sessizlik ve sahipsizlikte fakirin de fakiri olabilen mültecilere destek olmak adına Sosyal Yardımlaşma Derneklerine, Vakıflarına büyük sorumluluklar düştüğünü, BMMYK’nın özellikle bu toplantıda boy gösteren genç seslere bu davada bir yönlendirmeci, bir rehber olmaktan ötürü çok büyük mutluluk duyacağını anlattı.
- Sadece Afyon’da 800 kişinin ikamet ettiğini söyledi. Tecrübelerinin onlara sahip çıkmak için şehre giden 1 gönüllünün bile çok şeyleri değiştirebildiğini gösterdiğinin altını çizdi.
- Türkiye’de Yabancılar Şubesi (Polis) ender resmi muhataplardan mülteciler ile ilgilenen. Hatta tek adres olarak gösterilmekte. Yabancılar Şubesi kendi diğer yoğunlukları altında mülteciler ile yeteri kadar alakadar olamayabiliyor.
- Minnet ve teşekkürler Sivil Toplum Kuruluşlarına (STK). Ama STK’lar da seçici olabilmekteler yardım hususunda. Üstüne üstlük bu kimselere balık tutulmasını öğretme gerekliliği var, tek taraflı şefkat ve yardımdan öte.
- Mültecilerin 6 ayda bir ödemeleri gereken 260 YTL (kişi başına) lik bir meblağ var, İkamet Vergisi adı altında. 6 kişilik bir ailenin bu miktarları ödemesinin imkansızlığı vurgulandı. Bu kişiler 6 ay ikametin sonunda, iş verenin de onayı halinde Çalışma Hakkı kazanmaktalar. Ne yazık ki bu da pratikte işlerliğini yitirmekte. Kaçak çalışacaklar ve diğer alternatifler varken mültecilerin kalıcı iş edinmeleri mümkün olamıyor. İkamet Vergisi’ni ödeyemeyen mülteci de neredeyse tüm haklarından feragat etme durumunda kalıyor, tam bir kısır döngü.
- 6 adet kayıt kabul merkezinin (ki bunların Van, Ankara, Kayseri, İzmir ve +2 şehirde) açılması planlanmakta, olumlu bir gelişme olarak.
- Ahmet Bey gençlerle çok yakın ilişki ve temaslarda bulunmak istediklerini, eğitim ve havada kalan benzeri sorularla ilgili geri dönümlerde hiç tereddüt edilmeden kendileri ile temasa geçilmesi söyleyerek konuşmasını tamamladı.
15:10-15:30 Avrupa Gençlik Vakfı Hibeleri (Özge Hassa)
Özge Hanım toplantının ilerleyen aşamalarında Avrupa Gençlik Vakfı hakkında katılımcılara bilgiler sundu.
- 1972 yılında Avrupa’daki gençlik faaliyetlerine destek amaçlı kurulan vakıf uluslararası gençlik toplantılarını, STK’ların pilot projelerini, yönetim kurumlarını finanse etmektedir.
- 2006 yılından beri bir Ağ oluşumu hedeflenmektedir, Voice of Young Refugees in Europe başlığı altında. Konuyla ilgili detaylı aktarımlar, bilgilendirmeler www.youth-partnership.net adresinde bulunabilinir.
- Hibe Kategorileri:
o Kategori A Hibeleri: Gençlik toplantıları için kaynak sağlar.
o Kategori B Hibeleri: Yayınlar, gazeteler, kampanyalar, sergiler ve web siteleri gibi harcamalar için sağlanan kaynaktır.
o Kategori C Hibeleri: Yönetimsel, idari giderler için gençlik hareketlerine destek olur.
o Kategori D Hibeleri: Pilot proje hibeleridir. Hedef kitlesi ve açılım sahası gençlik olan atılımlara yardımcı olur.
- 2009 Öncelikleri: Avrupa Gençlik Vakfı’nın 2009 öncelikleri şu şekilde sıralanabilinir:
o Gürcü ve Rus ortak projeleri: Kafkasya’da çözüm ortamı oluşturmak adına öncelikli olarak telaffuz edilmektedir.
o Gençlere sosyal haklarını sunan projeler
o Cinsiyete dayalı şiddeti hedef alan projeler
o İnsan hakları eğitim projeleri
- Kimler Başvurabilirler? Hükümet dışı tüm gençlik örgütleri başvurularda bulunabilirler. Başvuru tarihleri Kategori C için 1 Şubat, B için 1 Nisan ve 1 Ekim ve D için herhangi bir zaman olmaktadır.
- Önemli Linkler ve İsimler:
o Mr. Jean Cloude Lazaro (Vakıf Başkanı)
o www.eycb.coe.int
o www.coe.int/compass
15:45-16:00 Cinsel ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet (Burcu Yavuz)
Burcu Yavuz’un yokluğunda Neşe Hanım tarafından sunum yapıldı.
- Cinsiyet: Biyolojik olarak belirlenmiştir.
- Toplumsal Cinsiyet: Toplum tarafından tanımlanmış, dinamik ve değiştirilebilinir cinsiyet kavramıdır.
- Mülteci kadın ve çocuklar mülteci statülerinden bağımsız olarak diğer imzalanmış her türlü anlaşmaya tabidirler. Kadın ve çocuklar için konumlarından ötürü herhangi bir ayırım yoktur. Bu toplu sözleşmelerden bazıları şunlardır:
o CEDAW
o UDHR
o ICCPR
o ICESCR
o CAT
o CERD
Bu sözleşmeler mülteci hukukunu güçlendirmede belirleyici rol oynarlar.
- İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ister yabancı menşei olsun ister olmasın bütün vakaları incelemekle mükelleftir, cinsel şiddet eylemleri söz konusu olunca.
- Konuşmanın bu esnasında soru-cevap kısmına geçildi. Katılımcılardan birisinin Somalili mülteci kadınlar ile ilgili bir hikayesi vardı paylaşmak istediği, tezini devam ettirirken karşılaştığı. Somalili genç kadınların toplu olarak Ankara’nın geto mahallelerinde metruk bir evde kaldığını belirten katılımcı, Türk erkeklerinin cinsel istismarına maruz kalmış Somalili kadınlar ile tanıştığını anlattı. Bu konuda herhangi bir eğitim düzenlenip düzenlenmediğine yönelik bir soru geldi. Cevap olarak BMMYK’nın 97 senesinden beri kolluk kuvvetlerine eğitim sunduğu vurgulandı. Bu muamelerle karşı karşıya kalan Somalililerin de polise müracaatının desteklendirilmesi ve cesaretlendirilmesi gerekliliği hatırlatıldı. Devam eder nitelikte mültecilere karşı şiddetin ister kendi aile veya tanıdıklarından gelsin, isterse dışarıdan, kendilerinin her türlü benzeri vakada çekinmeden polise başvurmalarının ihtiyacı belirtildi.
16:00-16:15 Sığınmacı ve Mültecilere Yapılan Mali Yardımlar (ARB)
BMMYK sınırlı bütçesi ile belirli zamanlarda mültecilere ve sığınmacılara mali yardımlarda bulunmaktadır:
- Financial Assessment Form: Mülteci ve sığınmacılar tarafından doldurulan bu formda verilen bilgiler belli kriterlere uygunluğa göre değerlendirilir ve (cinsiyet, medeni durum vb....) eğer
o başvuruyu yapan sığınmacı ise 1 defaya mahsus mali yardım sağlanır. BMMYK’nın anlaşmalı olduğu bankalardan sığınmacı bahsi geçen miktarı çekebilir.
o başvuruyu mülteci yapmış ise her ay yardım temin edilir. Mültecilere yapılan yardım aylık kişi başına 81 YTL dir. Ne yazık ki bu 2 kişi için 118 YTL olmaktadır ve kişi sayısı ile doğru orantılı olarak artmamaktadır.
o başvuruyu yapan sığınmacının başvurusu reddedilirse en yakın başvurusunu 6 ay sonra gerçekleştirebilir.
o başvuruyu yapan mültecinin başvurusu reddedilirse en yakın başvurusunu 3 ay sonra gerçekleştirebilir.
- Düzenli olarak aylık destek alan mültecilerin durumları kontrol edilmekte ve yanlış beyan gibi durumlarda yardımlar kesilmektedir.
- Sağlık ve kalacak yer yardımında da bulunulmaktadır mültecilere. Kadınlar için özel evler tutulmaktadır. Kıyafet kampanyaları düzenlenmektedir.
- Mali destek anlamında en kritik evre ilk 1-1.5 sene olmakta. Bu süreçte BMMYK ve İç İşleri Bakanlığına başvuran sığınmacı mültecilik statüsünü kazanmadan herhangi bir gelir alamamakta BMMYK’dan, 1 defalık sığınmacı yardımı hariç olmak üzere. 81 YTL’lik yardımdan da muaf olmaktalar. AB fonlarının mülteci sorununa odaklanması üzerine de hükümet pek de sıcak bakmamakta mülteci yardımlarına. 81 YTL’lik yardımın daha da kısılması söz konusu.
16:15-17:00 BMMYK Tarafından Yapılan Farkındalık Arttırma Çalışmaları (Metin Çorabatır) – Özet ve Kapanış Konuşması (Ahmet Güder)
Toplantının geri kalan safhaları sohbet, soru-cevap havasında geçti. Ortak hareket planı çıkarma niyetini tekrarladı BMMYK. Çok çeşitli sahalarda faaliyet gösteren STK’lar ile dirsek temasında olma isteği vurgulandı BMMYK tarafından. Mazlumder, İnsan Hakları Derneği ve Helsinki Yurttaşlar Derneği telaffuz edilen diğer yol arkadaşlarıydı BMMYK’nın. BMMYK’nın devletin üstlenmediği görevi yaptığının altı çizildi. Buna rağmen BMMYK’nın da hala belli durumlarda “Yasadışı” olarak damgalandığı ve çok dar bir hareket sahasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ters düşmemek için ellerinden geleni yaptıkları anlatıldı. Silopi, Van ve İstanbul’daki yan ofisler tanıtıldı. Genç arkadaşlardan gelecek tekliflerin önemi vurgulandı. Yaratıcı fikirlerle mültecilerin sorunlarına getirilebilinecek çareler olduğunun tekrar tekrar üzerinde duruldu. BMMYK’nın saha araştırmalarında gençler ile birlikte hareket etme, onlara refakat etme arzusu paylaşıldı.
Sığınmacıların mültecilik başvuruları boyunca yaşadıkları psikolojik açıdan olumsuzluklar tartışıldı. Eve kapanan ve sürekli kafasını meşgul eden soruya yanıt bekleyen bireylerin durumu gözden geçirildi. Dramatik mülteci öyküleri katılımcılara aktarıldı.
İran ve Iraklılara 3. ülkelere çıkışın kapatılması mevzusu ve Afganistan’da patlak veren olaylardan ötürü hızla artan sığınmacı sayısından bahsedildi. Dünyanın hiç bir noktasında mülteci sorununun tam olarak çözülememesine rağmen Türkiye’de atılabilecek adımların
mültecilerin hayatlarında ne kadar çok şey değiştirebileceği ifade edildi. Kısa vadede yeni çıkan ve her ne kadar iyi niyetle olsa da mülteci ve sığınmacıları tamamen diğer vatandaşlardan ayıran sağlık yasasına karşı ortak adım atma teklifi yinelendi. Gençlik örgütlerinin BMMYK’ya bu yasayı protesto aşamasında destek olabilecekleri hatırlatıldı.
Türkiye iyi niyet elçisi olan Muazzez Ersoy’un Yunan muhatabı (?) ile vereceği ortak konserden bahsedildi. Sona yaklaşırken de iştirak eden gençlik örgütleri ile birlikte bir konsey çalışmasının ne kadar faydalı olabileceği izah edildi.
Toplantının en son noktasında söz Umudun Yurttaşları Projesine (UYP) verildi. UYP kendisini hızlı bir şekilde ana hatlarıyla tanıttı. Önceki etkinliklerden örnekler verildi. UYP BMMYK’dan gelen sorulara yanıt olarak bütçesini açıkladı. BMMYK Bilkent Güzel Sanatlar Fakültesi ile temasa geçtiklerini ve kendilerine de UYP isminin sunulduğunu, yakın zamanda birlikte çalışmalarda yer alınabilineceğini söyledi. UYP için hazırlanan tanıtım kartları katılımcılara dağıtıldı. En yakın bir zamanda BMMYK ile birlikte gerçekleştirilecek eğitim ve diğer olası etkinlikler için iletişim bilgileri değiş tokuş edildi.
İlk Etkinlik: Kıyafet Toplama Kampanyası

Umudun Yurttaşları Projesi yeni döneme kıyafet toplama kampanyası ile merhaba dedi.
4-5-6 Kasım tarihleri süresince devam eden kampanyada kampüs içerinde uğrak noktalara masalar kondu ve buralarda hem kampanya hem de proje hakkında bilgi veren broşürler dağıtıldı.
Tarihler süresince 77.Yurtta eşyalar toplandı.
Kampanya sonunda bir oda dolusu, çoğunluğu kışlık olan giyecek eşyası toplanıp Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği'ne ihtiyacı olan sığınmacılara verilmek üzere teslim edildi.
2008 - 2009 Dönemi İlk Genel Toplantısı
25 Nisan 2008 Cuma
SERGİ SONU
ekip ekip ekip... Elis, Özgür, Ezgi, Gülsüm, AsLı, Zeynep, Can, Semiha, faruk, EDYTA, Farid
hepinize teşekkürler, ellerinize sağlık...
''derin derin.''
02 Nisan 2008 Çarşamba
Sergide son 2 gün..
31 Mart 2008 Pazartesi
UYP - Sergi
13 Mart 2008 Perşembe
Mültecilerle Sağlık Okur-Yazarlığı Eğitimi

Umudun Yurttaşları Projesi'nde bu ay mültecilerle sağlık okuryazarlığı eğitimi gerçekleştirildi. Akran eğitimi yoluyla temel sağlık bilgileri üzerinde farkındalık yaratmayı amaçlayan Sağlık Okuryazarlığı Projesi eğitimi, yine projenin dört eğitmeni tarafından 13 Şubat tarihinde yaşları 17 ile 30 arasında değişen ve çoğunluğu Somalili olan 20 kadar mülteciyle birlikte gerçekleştirildi.

Tercüman aracılığıyla gerçekleştirilen eğitimde özellikle vücut temizliği ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara dair bilgi verildi. Eğitimin başka bir güzel sonucu ise onlarla geçirilen bir günün sonunda onlara, kültürlerine, hayata bakışlarına dair aklımızda daha fazla şeyin canlanıyor oluşuydu.


Özgür Çakmak
12 Ocak 2008 Cumartesi
UYP Mültecilerle Buluştu!

(12 Ocak 2008)
Umudun Yurttaşları Projesi, hedef kitlesi mültecilerle Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği ofisinde
bir araya geldi. Yaklaşık 30 kadar Somalili ve 2 Afgan mültecinin katıldığı toplaşmada hep birlikte yılbaşına merhaba dedik. Şarkılar söylendi, sohbetler edildi, hediyeler verildi ve daha da önemlisi ilk kez onlarla konuşma fırsatı bulundu. Zorlu geçen hayatlarının bir gününde biraz gülmek, sıkıntılarından bahsetmemek ve yeni birileriyle tanışmak onlar için de bizim için de anlamlıydı.UYP Büyük Toplantısını Yaptı!

(1 Aralık 2007)
Eylül ayında başlayan togBilkent’in tazecik projesi ilerlemeye devam ediyor. Görüşmeler, proje adının bulunması, taslak, bütçe, takvim, dekanlıktan projeye izin çıkması derken Umudun Yurttaşları 1 Aralık’ta ulusalda boy gösterdi ve çok güzel bir paylaşıma ön ayak oldu, ev sahipliği yaptı.
Toplantının amacı konuyla ilgilenmiş, hala ilgilenen ve yola yeni başlayanları bir araya getirip tecrübe paylaşımı, bundan sonrası için yol haritası belirlemekti. Bundan sonra da bir araya gelen bu kimseler/kuruluşlar çalışmalarından birbirlerini haberdar edecek ve gerek gördükçe ortak işlere imza atacaklar.
Kimler vardı toplantıda; Togbilkent, MarmaraTog, Yüzüncü Yıl Tog(Van), Dokuz Eylül Tog, Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği, Uluslar arası Af Örgütü, Devlet Planlama Teşkilatı, Hacettepe Sosyal Hizmetler, Bilkent?te International Migration dersi veren öğretim görevlisi.
UYP kendi adına ‘vira!’ derken başka başka yerler ve kimseler için de bugün ‘vira!’ dedi aslında.
Toplantı çıktılarına aslikirbas@gmail.com adresine mail atarak ulaşabilirsiniz.
Uzun Zamandır Doğmayı Bekleyen Bebek.. Umudun Yurttaşları Projesi..
(Ekim 2007)Ve nihayet eylül ayında “yeni neler yapsak?!” diye toplanan birkaç kişi, ne zamandır sesini duyup yüzünü görmedikleri bebeği hatırladı.
Neler yapılabilirdi? İlk olarak neresinden tutulurdu bu işin?
Görüşmeler yapıldı. Mesela; SGDD (Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği - http://www.sgdd.org.tr/ ), TOG ofisten konuyla ilgilenmiş kimseler ve X.Diyarbakır Gençlik Konseyi’ndeki meraklılar (tabiki Gülsüm’ün sunumunun merakların artmasında önemli bir etkisi var)...
Heyecan yavaş yavaş Bilkent dışına taşmak istiyordu. Bebek isim bekliyordu, bebek izin bekliyordu.
Öğrenci konseyine yapılan sunumun ardında ve TDP Yürütme Kurulu’nun olurundan sonra hali hazırda zaten isimli olan bebeğimizi tanıtmaya başladık daha büyük bir hızla.
Umudun Yurttaşları.. Sınırların gözümüze sokulduğu bugünlerde, ırkçılığın ayyuka çıktığı, sırf insan olmamızdan edindiğimiz haklarımız elimizden alınırken hedef kitlesi mülteciler olan bir projenin isminde ‘yurttaş’ kelimesinin geçmesi bizim için oldukça önemli.
Birileri sırf yaşamak için ülkesinden ayrılıyordu, üstelik sığınma ya da mülteci olmanın haklarıyla. Ama geldikleri yerde bambaşka bir zulümle karşılaşmaları ne denli bir çelişkiydi.. Yaşamak için kaçmak ve sonrasında ölmek ...
Peki biz neresindeydik bu sorunun?! Ne yapabilirdik?! Bir mültecinin başını okşamak olamazdı sadece çözüm. Bu noktada projenin derdi şekillenmeye başladı. Varolan haklarını bilmelilerdi ve bu hakları gözardı eden diğerleriyse harekete geçmeliydi.
Umudun Yurttaşları Projesi bu olan bitenin savunuculuğunu yapmaya sayundu, gerekirse gözardı edilenleri gözlere sokmaktı bir şekilde.
Bu amaçla; çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarıyla görüşmek, konuyla ilgili STK’ları yanyana getirmek ve gelmek, birbirimizi yaptıklarımızdan haberdar edip destek almak ve vermek, alandaki gönüllü potansiyelini arttırmak ve tüm bunları yaparken mültecilere dokunmak, bakın burdayız ve duyuyoruz diyebilmek belki de kendi seslerini duymalarına vesile olmak...
Önümüzde planladığımız bir atölye var. 1 Aralık’ta olacak. STK’lardan temsilciler, belki kamu kuruluşlarından misafirler, konuyla haşır neşir olmuş kimseler, bu derdi dert edinmiş bizler olacak orada.. Heyecan bol.. Eyleme geçmede önemli adımlardan birini atıyoruz.
Vira!




